GEZGİN KEDİNİN GÜNLÜĞÜ: CAN DOSTUM NANA

Bir süredir canım yazı yazmak istemiyordu, sadece okumaya vermiştim kendimi. 8 mart günü üretkenliğimin devam etmesi gerektiğini düşündüm Zannediyorum ki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olması bana bir motivasyon kaynağı oldu.

Bugün sizlere ocak ayında okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Yeni yıla başlamanın duygusuyla aktı gitti sayfalar ruhumdan. Öncelikle bu kitabı nasıl seçtiğimden bahsedeyim. Kitabımızın ismi “Gezgin Kedinin Günlüğü”, bir kedim olması, seyahat etmekten hoşlanmam ve keşke Düşes’i de her yere götürebilsem fikri beni bu kitabı almaya itti. Belki biraz da olsun rehber bir kitap olabilir benim için diye düşündüm. Sakın bundan roman olmadığı anlamını çıkarmayın, kitap kesinlikle muhteşem bir Japon roman örneği.

Neyse efendim ben devam edeyim. Bu kitap aynı zamanda benim okuduğum ikinci Japon edebiyatına ait bir eser. İlki Sayaka Murata’nın Kasiyer kitabıydı. Kasiyer kitabıyla ilgili yorumumu da tıklayarak okuyabilirsiniz. Devam ediyorum asıl kitabımızla. Dediğim gibi hem bir kedimin olması hem seyahatleri sevmem beni bu kitabı almaya yönlendirdi. İyi ki almışım çünkü bu kadar severek okuduğum, güldüğüm ve ağladığım başka bir kitap şu ana kadar olmadı. Bunu tüm samimi duygularımla söylüyorum.

Biraz kitabın kendisinden bahsedeyim ve merakınızı gidereyim. Satoru isimli genç bir erkeği takip ediyoruz kitap boyu. Bu genç adam bir gün evinin sokağındaki kedilerden birisini besliyor ve daha sonra onun hayatını kurtarıyor. Bu sayede de kedi Nana ile tanışıyoruz. Zaman zaman bir anlatıcının ağzından zaman zaman da Nana’nın ağzından dinliyoruz bu sürükleyici hikayeyi.

Uzun bir zaman -5 yıl kadar- Nana ve Satoru mutlu mutlu kutu gibi evlerinde yuvarlanıp gidiyorlar tabiri caizse. Sevgili dostumuz Nana bize hep kedilerin bakış açısından insanları anlatıyor aslında. Tabii bunun ne kadarı doğru sanırım asla öğrenemeyeceğiz ama belki bilim bize yetişir, ne dersiniz? Nana, Satoru’nun daha önce de kedi sahiplendiğini ama bir sebepten ötürü beraber yaşamaya devam edemediklerini öğreniyor, bunu zaman zaman kıskandığı da oluyor.

Romanın sizin için akıcılığını bozmamak adına çok fazla bilgi vermeden devam ettirmeye çalışıyorum bu yazıyı. O kadar güzel ve sürükleyici bir kitap ki ara ara elimden bıraktım hiç bitmesin diye. Neyse, Satoru bir gün çok üzgün ve düşünceli geldiğinde Nana bir şeylerin ters gittiğini seziyor, zeki hayvan tabii. Satoru -kitabın en sonunda öğreneceğiniz- bir sebepten ötürü Nana ile beraber yaşayamayacak duruma geliyor. Bu nedenle de Nana’yı güvendiği birine teslim etmek istiyor ama sonra geri dönüp alacağını söylüyor. Ne Satoru ne de Nana, Satoru’nun hiçbir arkadaşına güvenip de Nana’nın onlarla kalmasına katlanamıyor. Bu ziyaretleri yaparken kocaman bir pikapta beraber Japonya’da oradan oraya seyahat ediyorlar. Bir kedinin gözünden denizi, dalgaları, güneşi ve hatta bulutları bile size gösteriyor kitap.

“Sıcacık bir kitaptı bu!” dedikleri cinsten bir kitap oldu benim için. Sevgili yazarı Hiro Arıkawa’nın diline, olay örgüsüne, karakter oluşumlarına bayıldım. Uzun zamandır bu kadar iyi bir çağdaş roman okumamıştım. Nefes aldığım süre boyunca bu kitabı ve ben de bıraktığı tadı unutmam mümkün değil.

Dilerim bu yazı sizler için keyifli olur ve en az benim kadar keyif alabilirsiniz okumaktan. Canım dostum Düşes’le bir gün bir seyahate çıkarsam ben de yaşadıklarımızı anlatmaktan çekinmeyeceğim.

“GEZGİN KEDİNİN GÜNLÜĞÜ: CAN DOSTUM NANA” için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

LITERA AND CO sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin