Bu kitabı bitireli bir süre oluyor ama yazmak için düşüncelerimi toplamam gerekiyordu.
Okurken kitabı elimden bırakamadım çünkü son zamanlarda okuduğum veya yeni çıkan kitapların hiçbirisine benzemeyen bir konusu ve akışı var.
Neyse ben sizi daha fazla meraklandırmayayım ve konuya gireyim. 😂
Jean Teulé’nin 2006 yılında yayınlanan İntihar Dükkanı adlı romanı, neredeyse herkesin depresyonda olduğu bir dünyada geçiyor. Bu dünyada, Tuvache ailesi nesillerdir bir intihar dükkanı işletmektedir. Ailenin en küçük üyesi Alan ise, bu umutsuz dünyadan bir nebze de olsa kopmayı başarmış, hayat dolu bir çocuk.🤗
Roman, Alan’ın intihar dükkanına girmesiyle bize merhaba diyor. Alan, dükkanda çalışırken, intihar etmek isteyen insanların hikayelerini dinlemeye başlıyor ama hikayelerin hiçbiri Alan’a intihar etmek için yeterli bir sebep gibi gelmiyor hatta onlarla dalga geçip umut vermeye çalışıyor.
Tabii bu durum ailesinin hiç mi hiç hoşuna gitmiyor, Alan’ın hayat dolu olması dünyanın en kötü şeyiymiş gibi tepkililer, soğuklar ve mesafeliler çünkü “olması gereken düzen bizim düzenimizdir” diye düşünüyorlar.
Günler birbirini kovalarken Alan gelenlere hep sevinçle, şefkatle yaklaşıp onları intihardan vazgeçirmeye çalışırken ev halkının geri kalanı bu duruma değişik tepkiler veriyor tabii.
Babası ve annesi Alan’ın bozuk(!) bir çocuk olduğunu, onu yetiştirmeyi beceremediklerini düşünüyorlar. Vincent ve Marliyn onu çok umursamasalar da bir şeylerin onda ters gittiği fikrindeler.
Hikaye tabii ki intihar üzerinden aksa da kitapta aşk, sevgi, şefkat, öfke, sinir gibi pek çok alt duyguya da yer veriliyor. Çok fazla her şeyi anlatmak istemiyorum tabii ki çünkü bu bir özet yazısı değil. 😂
Aslında roman, kara mizahı kullanarak, intihar gibi ciddi bir konuyu ele alıyor. Öte yandan, hayatın güzelliklerini de hatırlatarak, okuyucuyu hayata dair yeniden düşünmeye sevk ediyor. Karışık duygular denizi..
İntihar Dükkanı, farklı bakış açıları sunan, düşündürücü ve etkileyici bir roman bence. Okuması çok güzeldi, elimden bırakmak istemedim ama insanların bu kadar kasvetli düşüncelere sahip bir dünyada yaşaması hem romanı hem de yaşadığımız dünyayı sorgulamama sebep oldu. Bu sebeple -bence- bu roman, okuyucuyu hayata dair yeniden düşünmeye sevk eden çağının ötesinde bir eser.
-SPOILER-
Burada biraz kitabın sonundan kendime göre yaptığım bir analizden bahsedeceğim o yüzden öğrenmek istemiyorsanız lütfen burada bırakın okumayı 🙂
Kitabın en can alıcı noktası sonunda Alan’ın intihar etmesi bence, önce bir durup “ne oluyor ya şimdi!” diyorsunuz.
Bana kalırsa Alan’ın intiharının nedeni, herkesin hayat dolu olmasını sağladığı ve dünyadaki görevini tamamladığı için artık gitme vaktinin gelmiş olduğunu düşünmesi.
Alan, intihar dükkanında çalışırken, intihar etmek isteyen birçok insanı vazgeçirmeyi başardı aslında. Alan’ın intihar etmesi, bu insanların hayat dolu olmalarını sağladığı için, onun dünyadaki görevinin tamamlanması anlamına gelebilir diye düşünüyorum ben de.
Henüz almadıysanız size tavsiye ediyorum, hatta rica ediyorum. Hemen gidip bu kitabı alın, elinizden düşürmeyeceğinize eminim.
Keyifli okumalar! 😚

