KISA BİR GİRİŞ, İNGİLİZ EDEBİYATI

Bugün İngiliz edebiyatı ile çok ilgisi olmayan veya henüz yeni yeni tanışmış okuyucular için bir yazı hazırlamak istedim. İlgilerini çekip İngiliz edebiyatını sevdirmeyi planlıyorum.

Basitçe bir giriş yapmak gerekirse İngiliz edebiyatının varlığı İngiliz dilinden bile öncesine dayanıyor. Yazılı kaynaklar hayatımıza girmeden önce bile edebiyat vardı. Bunun için çoğu edebiyatçının da bildiği Beowulf örnek gösterilebilir. Bu bir Anglosakson hikayesidir ve bilinen ilk eserdir. Aynı zamanda yazıya dökülmüş de ilk eser olarak kabul ediliyor.

Beowulf epik bir destandır ve büyük bir kahramanlık hikayesi anlatılır. Aslında tarihe ve edebiyata bakıldığı zaman her ülkenin, her bölgenin edebiyatı başlarda birbirine benzer özellikler gösteriyor. Aynı kahramanlık destanları Türklerde de varken İskandinav halkında da vardır.

Öte yandan dil kısmına geri dönecek olursak günümüzdeki Britanya adası olarak kabul edilen büyük kara parçası İngiliz hakimiyetine girmeden pek çok farklı ırktan, dilden insanın etkisi altında kalmıştır. Günümüz İngilizcesi ile bundan yaklaşık bin yıl kadar önce olan İngilizce tabii ki aynı değil. İngilizce germanistik dil ailesinin üyelerinden biridir ya da kabaca halk arasında söylenen şekliyle İngilizce, Almanca’nın sadeleştirilmiş ve kibarlaştırılmış halidir. Tabii tamamen böyle söylenmesi benzerliklerinden kaynaklıdır, öbür türlü filologlara büyük haksızlık yapmış oluruz. Yani anlayacağınız Beowulf’un anlatıldığı ve yazıldığı dil bizim şuan konuştuğumuz dil ile aynı değil.

Ada İngiliz hakimiyetine girdikten sonra büyük değişimler, savaşlar ve kültürel çatışmalar yaşanmıştır. Aslında edebiyat bu durumun ta kendisidir. Hayatın size yaşattıkları, getirdikleri ve hatta götürdüklerinin düz yazı, şiir, tiyatro veya roman şeklinde insanlara aktarılmasıdır. Bilineni farklı bir bakış açısıyla tekrar aktarmaktır.

Dahası İngiliz edebiyatı yazarlar ve şairleri her zaman belli olaylara başkaldırı ve arayış içinde oldukları için bu sorunlarına ve sorularına yanıt bulmak amacı ile eserleri ele almışlardır.

Zaman geçip takvim yapraklarında seneler değiştikçe pek çok şey gibi dil, dilin yapısı ve yazım ölçütleri değişime uğramıştır. Örneğin restorasyon döneminin karşı olduğu varlığı ile belli bir ölçü olarak kabul edilen Elizabeth dönemi yazım şekilleri değişikliğe uğramıştır. Tabii bu o zamanlar için -aynı günümüzde de sık sık karşılaştığımız gibi- çok büyük bir olay. Düşünsenize biri geliyor ve normalin dışında, toplumun normal kabul ettiği şeyler dışında bir şeyler yazıp çiziyor. Ancak tabii ki her zaman, zamanın ötesinde olan ve fark yaratmış yazar ve şairleri inceliyoruz, eserlerine yorumlar yapıyoruz.

Tüm bunlara ek olarak İngiliz edebiyatı belli dönemlerden oluşmaktadır. Sırasıyla orta çağ dönemi, Elizabeth dönemi, aydınlanma dönemi, romantik dönem, Victoria dönemi, modern dönem ve çağdaş İngiliz edebiyatı şeklinde basitçe sınıflandırılabilir.

Tabii dediğim gibi bunlar basitçe ana başlıklarıdır. İçine girince dallanıp budaklanır, önceleri ve sonraları şeklinde sayfalarca bilgi yer alır.

Edebiyat okumak sadece bir eseri ve yazarı bilmekten daha ötededir. Döneme, kültüre, yazarın hayatına ve tarihe hakim olmak anlamına gelir.

Kabaca anlatmak istediğim şeyler umarım dikkatinizi çekmiştir çünkü sonraki yazılarımda İngiliz edebiyatını dönem dönem inceleyip sizin için anlatacağım.

Ayrıca dilerseniz ufak bir giriş için Say yayınlarının İngiliz Edebiyatı 101 kitabını inceleyebilirsiniz. Kitabın yazarı Brian Boone harika bir eser hazırlamış ve Özlem Özarpacı da harika bir çeviri ile Türkçeye kazandırmıştır.

“KISA BİR GİRİŞ, İNGİLİZ EDEBİYATI” için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

LITERA AND CO sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin